Insipired by a vintage woman ...
------------------------------------
" Bir Ayak Hikayesi "
Uyarı :
Aşağıdaki yazı tamamen ayaklar üzerinedir...
Ayak ve ayakkabı fetişi karşıtı iseniz bu noktadan daha ileri gitmeniz tavsiye edilmez...
"Zira" ilerleyen cümlelerde ayağın erotikliği ile ilgili ultra-fetişist
düşüncelere girmeye kadar ilerletebilirim yazımı ...
İlerletmeye de bilirim, ama yazar benim, blog benim, keyif benim ...
Sonra uyarmadı demeyin ...

" Biliyorum, biliyorum, biliyorum ... Ama karar da veremiyorum ... Canım çok da yazmak istiyor aslında ... O zaman başka birşeyin önemi yok ki ... Yazayım gitsin yahu ... "
Bir süre yukarıdaki gibi bir hesaplaşma yaşadım bilgisayarımın başında ... Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda neden kararsız kaldığımı bende çok net olarak bilemiyorum sanırım ... Ama blog aleminde bir anti-ayak olayı var benim gördüğüm ...
Bundan etkilenmiş olabilirim ... Sanki insanları zorla tutup bu postları okumaya zorluyormuşuz havasında, -yavuz hırsızlar- " Kardeşim biz bunları okumak, ayak resimlerine bakmak zorundamıyız ? " gibi abuk ve sabuk tepkiler verebiliyorlar ... Belki bundandır çekincem ...

Konumuz ayak ve ayakkabılar kısaca ... Tabii ki öyle alelade, özelliksiz, ayrımsız adı "ayak" olan her ayaktan bahsetmiyorum ... Bir kere kadın ayağı olacak ... Mutlaka bakımlı olacak ... Kıvrımları düzgün olacak, -ah o kıvrımlar -, kesinlikle ince olacak, taraklı olmayacak ... Her zaman ten rengine ve ya elbisesine uyumlu ojeleri olacak ... Parmakları ince ve yeterince uzun olacak... Gören insanda ona dokunma hissi uyandıracak, iç gıcıklayacak ... Bu kısım önemli, öyle hunharca avuçlanmamalı bu nazik uzuv, itina ile yaklaşılmalı. Sevgi ile dokunulmalı onlara. Kafatasını tutan Hamlet misali davranılmalı, nazik olunmalı, değeri her daim hatırlanmalı ve bilinmeli...
Bu özellikleri saymakla ve anlatmakla bitiremeyebilirim ... Devam ettikçe de blogun genel ahlak düzeyine uymayacak boyuta çıkabilirim, o yüzden hem abartmadan, hem de karımın bana olan hislerinde bir alternasyona gitmeden bu kısmı kesiyorum... :o))))
Gelelim yazımızın ikinci bölümüne :
Doğal olarak, her ayağın, onu pazarlayacak güzel bir pazarlamacıya ihtiyacı vardır ...
Bu pazarlamacı, tabii ki, ayakkabı ... ( Kadın ve pazarlama kelimeleri yan yana gelince yoksa aklınıza başka şeyler mi geldi, terbiyesizler ... )
Ayakkabı deyince, amaaan kundura işte dememek lazım ... Nice prensler duyduk masallarda, bütün ülkesini baştan sona dolaşan, sadece bir ayakkabının sahibini bulmak için ...
Ayakkabı deyince, öyle alalade geçmemek lazım ... O ayakkabı ki, yeterince topukla, bir kadını inanılmaz bir figüre sahip biri yapabilir ... Kalçalar yuvarlanır, bacaklar uzar, göğüsler öne çıkar ... Duruş mecburen değişir, bir ihtişam gelir kadına ...
Ayrıca yarı kapalı olan her zaman daha çekicidir felsefesiyle; her ayak, iyi dizayn edilmiş, bir ustanın elinden çıkmış ayakkabıyla daha da çekici, daha da erotik hale gelir ... Dost düşman ayırmadan, herkesin ilgisini çeker üstüne ... Hatta bu yazıya ilhan olacak kadar da etkilidirler ...
Ayrıca insanlar ve ayakkabıları arasında ki derin ilişki vardır ki, o tamamen farklı bir yazının konusudur ... Ayrıca 6 sezon boyunca Sex and the City 'de bunun üstüne söylenecek çok şey söylenmiştir ... Tekrar etmenin bir anlamı yok ...
Her zaman tadı damakta bırakmaktadır marifet ... Değil mi ?